06 Kasım, 2011

Zor zanaat

   Ben evimizin koşullarından ve daha çok annemin koşullarından dolayı çocukluğumdan beri çok hayvan besleyemedim. Çok ufacıkken bi tavşan beslemiştik hatırlıyorum hayal meyal, çok büyümüştü kesip yemiştik. Neyse yıllardan sonra geçen yıl daha yeni doğmuş bi tavşan daha aldıkk! 

Eneeeeeeeem! Bu ilk günüydü Turp'unn! Minnoş yaa el kadardııı:) 1 hafta yaşadı... Neyse bu hüzünlü bi konu hiç açmıyım.

      Şimdiiii yeni birşey besliyorum. Bakımı basitin de ötesinde. Ama eline alıp sevemiyosun hani. Hayvan da değil. Kaktüüüüüüüs! Adı da Cörkk... Ya fotoğrafı pcde var sandıydımdı ama yokmuş yakında paylaşırım o da miniciiik. Kaktüsü seviyorum dikenine katlanıyorum napıyım artık, ölmez etmez, daha acısız. 

Dipnot:E bi de beyin bedava hani.

05 Kasım, 2011

SADE VE DERIN: GEL YASA BENI!

SADE VE DERİN: GEL YAŞA BENİ!: Hayat öyle güzel ki her sabah uyandığımızda yeniden aşık olabiliriz hayata. Camdan gördüğümüz bir ağaç veya kedi, bol yeşilli kırmızılı...

Katy'miz canımız cigerimiz


oyş 11.11.11'de yeni klip geliyormuş da haberimiz yokmuuuuş! Hemide The One That Got Away'ee!!
Fragmana da bakılırsa klasik Katy kliplerinden biri geliyoo! Bu kadını çok seviyorumm..

Kitap okumak lazım part2

    Son zamanlarda hep bi kitaba bağlanmaya çalıştım denedim denedim olmadıı! Ama İstanbul Hatırası beni hayata döndürdü resmen! Bi İstanbul aşığı olarak kitaptaki cinayetlerden çok İstanbul hakkında verilen tarihi  bilgiler,detaylar beni çeken şey oldu...




 Nevzat başkomiser, Ali ve Zeynep komiser İstanbul'un,o mükemmel, dokusuna zararı dokunan; gazeteci,arkeolog,mimar insancıkları öldürmeye endeksli katil ya da katillerin peşindeler. 
  Katiller tüm titizlikleriyle en ufak bi iz bırakmadan cinayet işleyip, cesetler üzerinde birtakım mesajlar bırakıyorlar. Cesetler de öyle yerlere bırakılıyor ki İstanbul hakkında birsürü harikulade tarihi bilgiler veriliyor... 


Kesinlikle okunması gereken bi kitap! Okuyun,okutturun.


Dipnot: Tavsiyelerin en büyüğü.

Bir bayram sendromu daha

      Uzuuuun bir aradan sonra yine ben okuyucularımm! Özlediniz beni biliyorum. Her sabah geçen simitçimiz hasta olduğunda nasıl geçmiyor ve bizi yüzüstü bırakıyorsa benim de 1 ay yazmamaya hakkım var sanırım. Paşa gönlüm bilir:B nihahaha.. Falan demiiiiycem korkmayın ben yine eski benim. Blogumla çok içli dışlı olmuştum azıcık arayı açıyım da özleyelim birbirimizi dedim. 
    Asıl konuya gelirseeekk...


   Geçen ramazan bayramı için nasıl isyanlardaydım bilen bilir. Yine aynı hisler içerisindeyim,diken üstünde gibi. Sevmiyorum ben sanırım öyle vıcık vıcık akrabaymış eşmiş dostmuş. Madem bu kadaaarr seviyoruz sayıyoruz niçin bayram dışındaki günlerde onlar yokmuş gibi davranıyoruz ki sanki. Yani belki sizde öyle değil hep görüşüyorsunuz mükemmel akrabalarınızla ama biz öyle değiliz işte. 


    Bi de geçen yazımda çok ergenleşmişim falan baya bi isyan etmişim. Şu an o kadar da değil abartmışım sanki diyorum itiraf ediyim. 20ekimde doğum günümdü,büyüdüm diyorum da inanmıyorlar yeaa:B 


    Bugün aklıma geldikçe yazı göndericiiim beni özleyin ve bir sonraki emre kadar kendinize iyi bakın! xoxo falan da derim ben şimdi