29 Ağustos, 2011

Bayrammısmısmısmıs

        Ramazan ne çabuk geçti değil mi a dostlar! Valla çok acıktığım günlerde geçmek bilmeyen saatlerin aksine günler,haftalar çabuk geçmiş. Ve kaçınılmaz son bayram tabi >.<
         Yarın bayram erken kalkın çocuklaaaar anneniiiizz... İçimde en ufak bi mutluluk yok bu konuda. Sinir oluyorum hatta. Bayramdan bayrama görüştüğümüz akrabalarımızla sanki 'kanki'ymişçesine o kadar yakın durabilmeyi anlamıyorum. -Sen nasılsın kızımm? -İyiyim sağolun. Bana sorabilceğiniz hakkımda bildiğiniz tek şey bu zaten. Tanımadığım akrabalarım. İyi ki bayramlar var değil mi 2 saatlik ziyaretlerimizde anne babalarımız konuşurken mal gibi oturmak gibisi yok çünkü.
           Son görüştüğümüz bayramla şimdiye kadar geçen sürede olan biteni anlatma çabası,sahte kibarlıklar,sahte gülümsemeler... Sevmiyorum ya ne kadar içten olurlarsa olsunlar sahte geliyolar! Sadece tıkınmayı seviyorum. Börekler,dolmalar,pastalar gerçekten başarılı oluyolar. Hoş o da 2 gün sonra bayıyo,sulu yemek istiyorum ben. Yarın mesela hayvan gibi yicem kilo alıcam. Hiç mi güzel yanı olmaz şu bayramların!! Hmm harçlık kısmı aklıma geldi ama büyüdük biz artık sanmıyorum bi hareketlilik yaşancağını -.-
           Şimdi 2 gün o akraba senin bu akraba benim gezicez ya. Kasıntı kasıntı bütün gün kotla. Saçlar başlar yapılı. Ve bayramda hava soğuk olmayacak bu da çok tuhaf olucak.
            Bugün iftardan sonra bisiklete binicem acaba yanlışlıkla(!) düşsem de kolumu bacağımı mı kırsam o.0 -o kadar sevmiyorum şu bayramları-

26 Ağustos, 2011

volleyball

       Karabük SGK voleybol takımı oluyoruz biz. Biz en iyiyiz en iyi biziz. Bitip tükenmeyen isteklerimiz var tabi bizim. Mesela yeni idman tişörtü, takım çoraplar, havlular,idman çantaları,dizlikler,taytlar,spor ayakkabıları...
        Daha geçen sene yeni formalar yapıldı o alınmaz onu geç -.-
        İdman tişörtü de geçen sene yapıldı ama bu sene tekrar yaptırtıyoruz nihahahah! Ama yani hiç istediğimiz gibi değildi,beğenmemiştik vs vs..
        Geçen gittiğimiz bi deplasmanda bi İstanbul takımında görmüştük takım çorap olayınıı! Çok güzel duruyorlar ve maliyetinin çok fazla olmicağını düşündüğümüzden dolayı olacağını umuyoruz!
         Havlular!!! İstiyorum ben istiyorum bunu!! Böyle çeyizlik oyalı falan. Aldırcam -.-
         İdman çantası herkesin var allaha şükür ama o da takım olsun istiyoduk bizz! Tabi bu olmicak yani imkansız yea -.- Bavul gibi nike adidas çantalarla gelirsek neden alsınlar -.-
          Dizliklerimiz takım olmalı ya nike olmalı!! Ama buna kadar tayt alınsa daha hoş olur tebi o.0
          Spor ayakkabısı!! Bi takım sahaya çıktığında görsel açıdan ilk formalarına bakılır sonra spor ayakkabılara!! Takım olmalı çok çok çok güzel olucak!


         Bunları istememizin en büyük sebebi moral yükseltmek tabi.. Emin olun nihahaha!


         He bi de söyledim, yine söylüyorum.. Maddi maneviii!! -eehehhe hido'ya özendim-
         Adem Özdemir.. Biricik hocamızz!
         Recep abi sen en iyisin en iyi sensin!! -sponsorumuz canımız ciğerimiz-
    Solüst: Ayçamayça,ben,Adem Hoca,Recep Abi,Sida,Feynur,Özz
    Solalt: Şuşu,Dalin,Nç,Küçükaçık,Didem

23 Ağustos, 2011

Evlat acısı

     Evlat acısı gibi koydu yani. Böyle günlerce hayalini kuruyosun, tabi hiçbişeyden haberin yok saf saf hevesleniyosun! Sonra o beklenen gün geliyo ve suratına bi tokat gibi çarpıyo gerçekler.
      Biraz daha açıyım olayı.


      Arkadaşlarla yapmışız planı BurgerKing'e iftara gidicez. İyi güzel herşey hoş. Daha geçen stekhauz'umla hasret gidermiştim biliyosunuz. Dedim chicken whopper'ı çok aksattım bu ara. 2 gün boyunca falan evde yemekleri onu hayal ederek yedim. -konu burger olunca sanırım birazcık kaptırıyorum kendimi- İşte sayılı gün çabuk geçti beklenen gün geldi.
       Burgermanciiime "ben bi chicken whopper alıyım" dedim. Menüden kaldırıldı dedi. Sanki çok basit bi'şeymiş gibi bi hamlede söyledi! Bana.. onu.. yiyemiyeceğimi söyledi! O anki hayal kırıklığı..
Kafam çok bozuk lan! -.- 

Halil Özgen yüregine saglık..


Hayatınızda çok defa birilerini sevmiş veya birileri tarafından sevilmişsinizdir. Çoğu defa bu sevgileri yeterli bulup, fedakarlık yaptığınızı da düşünmüşsünüzdür. Bütün bunlara rağmen de haksızlığa uğradığınızı kabullenip, terkedilmişsinizdir ya da terketmişsinizdir. Bu olan bitenler karşısında sadece üzülmüş ve değerlerin bilinmediği, sevgiye haksızlık yapıldığı fikrine sahip çıkmak suretiyle karşı tarafı suçlamışsınızdır.
Peki ya siz gerçekten sevdiniz mi? Ona olan sevginizi söylemeniz kolay oldu mu? Bunun sancısını günlerce içinizde çektiniz mi?
İnsan sevdiği zaman önce saklar o sevgiyi içinde. Sevdiğine söylemekten çekinir bunu. Beyninin içini tırmalar durur, düşünceler. Kendi kendini yer insan sevgide. Sonra kalbinin içine girer. Kuşatır o kalbi en derinlerine kadar. Sancılar çektirir. Acıtır sol yanınızı. Sonra gözler başlar ağlamaya. Dökülür yanaktan yaşlar umarsızca. Dudaklarda taşıyamaz, ele verir kendini, sevdiğinin adını her anmaya çalıştığında, büzülür kalırlar. Tıpkı bir çocuğun ağlamaklı çaresizlikleri içindeki hali gibi. Burnunun kemiklerini sızlatır ta en derinlerden bir acı. Benliğine ulaşır, ruhunu kaplar, sevdiği ile dolar, taşar her şey. Sonra siz söylemekten çekinseniz bile, sevdiğiniz anlar sizde olan biten tüm bu hadiseleri. Gerçekten seven anlamaz mı sanıyorsun? Alır sizi gönül dünyasına. Yaşatır o sımsıcak sevginizi basıp bağrına.
Sen hiç gerçekten sevdin mi birini? Sevilmediğin için değil, terkedildiğin için değil, hakkıyla gerçekten sevemediğin için ağladığın oldu mu?
İnsan hep kendine yapılanlara ağlar. Sevgisine karşılık bulamadığına ağlar. Ama bunlar marifet değil ki. Aşkı için ağlayanlar, sevgisi için gözyaşı dökenler, neden bencillik yapıyorsunuz. Kendiniz için ağlıyorsunuz. Gösterdiğin sevgin adına üzülüyorsun. Sen sevgine karşılık, sevdiğinden bir karşılık beklemek için sevmedin ki. Gerçek sevgi de seviyorsunuz diye yaptıklarının bedelini satın alma yoktur ki. Sen elmayı seviyorsun diye elmanın da seni sevmesi şart mı? Anlatmasın kimse bana, sevdiği için yaptığı güzellikleri. Sevdiğin bu yaptıklarını bilse ne olur, bilmese ne olur. Senin sevgin teşhir midir? Sen bil, sen yaşa ve bırak o görmeye çalışsın. Göremedi diye de üzülme. Anlamadı diye sevgini de geri çekme. Sonra çok seviyorum diye anlattığın sevginde yalancı durumuna düşersin.
Bana söyle hiç gerçekten sevdin mi şimdi?
Sabahlara kadar deli tavuk gibi boş sokaklarda günlerce aç ve biçare dolaştın mı? Geceleri bomboş sokaklarda onun için deli divane gibi dönüp, durdun mu? İnsan dönmeli etrafında sevdiğinin, başı dönüp, düşene kadar o ıssız sokaklarda. Ona ulaştıramayacağını bilsen bile her gün bir çiçekçiden gül alıp, Sevdiğinin hasretiyle yanıp, koklamalı insan. Sana her gün çiçekler alıyordum ama sen bunu bilmiyordun. Bilmesin ne olur. Bir kere de gerçekten karşılıksız sev.
Seveceksin. Hiç sıkılmadan. Yılmadan. Öyle herkesi sevmeyeceksin. Sevdin mi birini seveceksin. Ona her şeyini vereceksin. Bu da yeter demeden vereceksin. Adam gibi seveceksin yani. Yıllarca içinde büyüttüğün sevgini demet demet sunacaksın. Öyle çok ve öyle büyük olacak ki sevdan, dağlara yüklesen taşıyamayacak kadar ağır olacak.
Üzmeyeceksin. Seni anlamıyor diye, sana yanlış yapıyor diye ona kötü sözler söylemeyeceksin. Sonra bakarsın barışırsın. Geriye dönüpte ona söylediğin kötü sözler altında kalmak istemiyorsan susacaksın. Sevgin için susacaksın. Öyle kolay yıpratmayacaksın sevgini. Öyle kolay olmayacak yaralamak. Susacaksın işte. O anlamasa bile sen susacaksın. Saklayacaksın sevgini. Muhafaza edeceksin. Zarar gelmesin diye susacaksın. Öfkene hakim olacaksın yani. Sen hiç gerçekten sevdin mi arkadaş?
Sevdiğini esir almayacaksın. Onu hayallerinden, dostlarından, hobilerinden uzaklaştırmayacaksın. Sevgin ona özgürlük vermeli. Kafeslere hapsetmeyeceksin kıskançlık duygularına sığınıp. Sevgini kafeslere koysan ne kadar mutlu edersin onu, o kafesin içini altınlarla, ziynetlerle süslesen bile. Kafesi güzelleştirmenin ne anlamı var. Bırakacaksın. Uçacak etrafında. Başına konacak. Şarkılar söyleyecek. Ara sıra dolaşacak. Ama merak etme yine sana gelecek. Çokta sıkmayacaksın onu. Senden uzaklaşmak istediğinde bırakacaksın. Korkma sen onu gerçekten sevdiysen, o yine sana gelecek. Bırak o karar versin buna. O gelmek istesin yine sana. O uzaklaştı diye vazgeçmeyeceksin sevginden. Sevgin öyle hemen vazgeçilecek olmayacak işte. Unutma sen onu, o seni sevmeden önce sevmiştin. Şimdi senden uzaklaştı diye sevgini mi azaltacaksın. Yanındayken kolaydır sevmesi. Gittiğinde sevmeyi öğreneceksin. Yine de sevebilmeyi. Umut etmeyi öğreneceksin. Sen gerçekten sevdin mi şimdi söylesene bana?
Sevgin sana neler öğretiyormuş bak. Gördün mü şimdi? Gerçek sevgi insana neler öğretiyormuş. Sevgiyi öyle tek başına bir kelime mi sandın. Etrafındaki kelimelere bak. Sabır, umut, merhamet, suskunluk, beklemek, acı, aşk, özgürlük, dayanma, kabullenme ve daha neler neler öğretir sana sevgi.
Gerçekten sev sevdiğini. Bir denemeliyim, demeyeceksin. Sevgi denenmez. Gireceksen bu sevdaya, yemin edeceksin bir kere. Bir daha dönmeyi döneklik sayacaksın. Sevmeyi öyle hafife almayacaksın. Sonra sevgin ayaklar altında gezer. Bir onun koynunda, bir bunun boynunda, birde şunun ellerinde dolaşır durur. Bir tanesi olmalı insanın. Nur tanesi, gül tanesi olmalı. Sevgi bölüşülmez. Başkalarıyla paylaşılmaz öyle. Birini seveceksin. Birine bakacaksın. Biri sadece o gözlerde yaşayacak. Öyle herkesi yaşatmayacaksın. İhanet etmeyecek gözler o sevgiye.

21 Ağustos, 2011

20 Ağustos, 2011

Kitap okumak lazım

      Okul açık olduğu zamanlarda deli gibi kitap okurdum ben. Fırsat yaratmaya çalışırdım,ders çalışmak yerine kaçamak kaçamak kitap okurdum. N'oldu bana anlamış değilim kitap okumaya bile üşenir oldum.
        Arkadaşımdan 7-8 kitap aldım hepsi de sevdiğim tarzdan. Dedim bi hafta sonra elinde, yenilerini hazırla. Nerdeee?! İtiraf ediyorum okul zamanında da böyle zamanlarım olurdu, sonra okuma aşkım geri gelirdi herşey eskisi gibi olurdu. Ama bu sefer süreç uzun olunca korktum haliyle. Sonra beklenen gün geldi kitap okumak istiyorumm! falan oldum. Tabi kitap seçmek gerekti. Oturdum başına kitapların. Hiç biri mi çekici gelmez! İştahım kaçmaya meyilli zaten,pırr uçuverdi.
Bi yandan kendime kızıyorum bi yandan kitaplara. Zaradam diye boktan bi kitaba başladım sonra. Yaptığım seçimden ne kadar çaresiz olduğum açık değil mi?! Tam 1 ay elimde süründü. Böyle olunca kitaba devam etmeye utanıyorum ben, en fazla 1 haftada biter çünkü bi kitap. Kitabın yarım bırakmak okumamak da tarzım değildir. Zaradam bi ilk oldu heralde benim için.
Sonra "psikopat" diye bi kitaba başladım. Allaha şükür kitap sardı! okuyorum mutluyuz. Yarın bitirmeyi planlıyorum:B Hemen kitabın içeriği hakkında bahsediyim de merakta kalmayın.




     Yazar:Tami Hoag
     Kitabın Adı:Psikopat
        Haas ailesinin vahşice katledilmesi üzerine cinayetleri işleyenin Karl Dahl olduğuna hemfikir olunmuş. Sadece Yargıç Carey Moore bunun önyargılı bi karar olduğunu düşünüyor ve tabi tehlike altında.
        Yargıç saldırıya uğruyo. Karl Dahl hastaneden kaçıyo. -Buraya kadar okudum- Ama kapağın arkasında yazanlara bakılırsa yargıç kaçırılacak.
Hell yeah diyorum!

18 Ağustos, 2011

Tatilin bana kattıkları

    *Öncelikle tıp bilgisi tabiki-bu ara çok moda ben de söylemeliydim-
    *12 saat boyunca uyuma becerisi
    *4 diziyi veya 2-3 filmi aynı zamanda idare edebilme
    *11bin smsi bitirebilme becerisi
    *Yemek, ev işleri yapabilme
    *Kitap okumaya bile üşenme becerisi
    *Miskinlik,üşengeçlik vb lanet şeyler
    *+100followers, bir blog;7 izleyici
    *Facebook okeyde +1000puan, bir travianhesabı
    *Bir ayrılık,yeni arkadaşlıklar
         
         Daha bissürü sayamadığım gereksiz şey!

14 Ağustos, 2011

Tek askım..

   Tamam  bi sporcu olabilirim sağlıklı beslenmem falan lazım biliyorum. Ama ben onu gerçekten seviyorum. Hiçbişeye değişmem değişemem ya. Her seferinde aynı hazzı alıyorum. Kıskanıyorum tek ben seviyim istiyorum. Bu imkansız tabi milyonlarca seveni var..
   Neden o kadar güzel ki? Neden o kadar leziz.. 1 aydır gitmiyorum nerdeyse.. Özlemimin boyutunu tahmin edemezsiniz! Ekmeği tuza banıp kalbime gömüyorum. Aşığım ona. Keşke sadece benim olsa, kimseyle paylaşmak zorunda olmasam!
    Kimse sadece bi fastfood diyemez ona dedirtmem! Tadına varamayan yemesin kardeşim. Canımdan bi parça o benim. Kilo da aldırsa, sivilce de yapsa.. BurgerKing'i seven dikenine katlanır, katlansın! Evet öğrendiniz platonik aşkımı.. Aslında biliyo kendini nasıl sevdiğimi. -yedirdiğim paralardan anlamış olmalı-
       Bu yazıyı da şu nedenle yazdım.. Bu akşam iftarda büyük buluşma! Buluşuyoruz aşkımla. 3hafta2günlük özlem sona eriyo.. Yenirkibu.şunabakınn!
bebişim.. stekauz'um!

13 Ağustos, 2011

12 dev adam!

     Sıkı bi takipçiyim! Dolayısıyla hazırlık maçlarını da izledim. Yorumlamasam olmazdı!


   Öncelikle 2 tane kapı gibi adamımız, reboundumuz eksik.-Ömer Aşık ve Semih Erden- Çok fenayız çok! Bu gidişle, bu oyunla Almanya'da bişey yapabileceğimizi düşünmüyorum. Tabi eksiklerin etkisi var bunda. Ama tek o değil, elin NBA oyuncusu hayvan gibi oynar, bizimki 2 dkda yorulursa, bunun da etkisi olur değil mi haliyle? Kimsenin olaya ağırlığını koyduğu yok. Bi üçlükçü Ersan'ımız vardı eskiden kaçırmazdı hiç! Şimdi onun da eline top ulaşmıyor.
     Şu geldi aklıma Tanyeviç'in etkisi mi çokmuş acaba? Orhun Ene ile ilgili mi acaba bu oyunumuz? Sonra şu aklıma geldi, adam bütün şutları kaçırın! demiyordur heralde. Sorun 12devadam'da..
     Dünya 2.siyiz ya biz.. Hiç yakışmadı bize bugün yediğimiz 25 sayı fark..
 

10 Ağustos, 2011

Biri bana keman alsın!

     Ya ben kendimi bildim bileli keman istiyorum annemlerden. Evde çalışamazmışmışmışım millet rahatsız olurmuşmuşmuş -.- Komşularımız böyle şeylere çok dikkat eder çünkü hiç rahatsız etmezler bizi(!) Beni üzmemek için de gitar alındı. Yerini tuttu mu sizce? Denedim, boynuma koymayı,sopayla keman gibi çalmayı.. Olmadı işte olmadı tutmadı yerini!!
      İşin kötüsü şimdi klavye de istiyorum. Maymun iştahı değil bu ama! Kemana sahip olamamanın ezikliği. Sinir oluyorum sinir! Hayır yani evcil hayvan(baykuş) istiyorum o da alınmıyo. Sorun bende mi onlarda mı anlayamadım.
       Mikrofon istemediğime dua etsinler!!

09 Ağustos, 2011

Bi'sey beklemeyin bendeeen!

    İyi bi lisede olmak ne kadar zormuş. Samimiyim. Daha(!) lise3e geçmeme rağmen üstümde dehşet bi baskı var. Babannem bile elti görümce herkese hukukçu torunundan bahsetmiş. Germeyin beni germeyiiin!
    Çok heyecanlanınca midem falan bulanır benim. Sınav günü de olacağı o! Hep böyle düşünüyorum ya piskoloğa falan ihtiyacım olcak son sene sanırım. Monk'a olduğu gibi bana da 'no hope' yazcaklar ama bu gerçekten umut yok anlamında olcak.
     Abilerim ablalarım nolur bişey beklemeyin benden ki şu baskı kalksın üstümden. Evet ineğin teki olabilirim-ilk yazım bile TMcilik başlığı altında- ama bi kızım ben! Büyük çoğunluğumuz böyledir,evhamlı. En vahim durumda olanlarındanım ben. Ama bu yazıyı yazıyorum kendimle barışığım-avunmak zor-.. Bilin istedim ya. Böyle dertlerim var benim.

08 Ağustos, 2011

Çaylak Tmci

  Tecrübesiz bir blogger'ım. Blog kullanmam yasaktı çünkü. Yasağım kalktı sizlerleyim. Siz diye bi'şey yok henüz evet ama elbet günün birinde benim de olur takipçilerim. Pek beceriksizimdir edebiyat yapmamı falan beklemeyin benden. TMci olmam yazar olmam demek değil heralde. 140 karakter bile fazla geliyo bana twitter'da. Aslında orası tam anlamıyla benim için yaratılmış! Blog ne öyle uzun uzun. Gidiyorum ben vazgeçtim.
  Neyse, biraz blog hakkında bilgi vereyim. Okuduğum kitapları anlatıcam, önericem size;şarkı önericem. Bazen başıma gelen olaylardan anılarımdan bahsedicem. Belki de zaten blog un amacı bu ama ben çaylağım hoşgörün. Asla duygularıma-özelhayat- yer vermicem içiniz rahat olsun. Eğlenicez beraber çok eğlenicez!


Bir sonraki emre kadar kendinize iyi bakın!