24 Aralık, 2011

i wish you a happy new year canlarım

   Ya hani klasik yeni yıl dilekleri vardır ya "sağlık,huzur,mutluluk,aşk,para..." Her yıl aynı şey yea. Bakın valla "yeni yıl"ın öyle yetkileri falan yok. 
 
Birazcık paint terk oldu ama böyle bişey bekliyor gibiyiz ya. Millet böyle bişey olmicakkk!! Onun özel güçleri falan yok bize ne aşk getircek ne sağlık ne mutluluk. İnsanlar herşeyi bişeylere bağlamayı ne çok seviyo ya. 2011 kötü bi yıldı, 2010 iyiydi falan. Tamamen sana bağlı yea! Yılın sana bişey yaptığı yok.
Bi de şu var ya. Doğada böyle kavramlar yok ki tamamen bizim halt yememiz ya. Güneş doğuyo batıyo işte dünya dönüyo falan yani. Bugün de geçen yılın yıldönümü o.o
31 iyle 1 i arasında değişcek tek şey atılan tarih olucak ya. Gerçekten.
Ne böyle şekildeki gibi bişey gelip bize mutluluk dağıtıcak ne de hayatımızda bişeyler değişicek birden bire. Tamamen psikolojik! 

Ama -tüm bu söylediklerimle çelişerek- yeni yıldan bişey isticem. Şu büyük ikramiyeyi şu numaraya çıkartıver ya. "3501908" öptüm canım bye.


Dipnot: Tek dileğim yeni yılda da o'nunla olabilmek. 

04 Aralık, 2011

Sabreden Dervis

İlişkiler neden sabır taşı olmayı gerektirir! -.- Bunun olmasından bıktım. İnsan sevdiklerine naz yapar evet nazı da geçer evet ama sabretmenin de bi sınırı vardır. Ve o aşmak üzere.


Hiç suçunuz yok ama o, o kadar diretir ki anlamamak için. O an bütün sevgi falan unutulur. O gider bambaşka biri gelir.


Yanlış anlaşılmalar çok kötüdür! Derdini anlatamamak haklı olduğun yerde haksız duruma düşmek çok kötüdür. 


O konuda daha önce yaptıkların unutulup gider o anda umursamaz, üşengeç biri olarak çıkıverirsin. Öyle hissettirir. O kadar seversin ki onun haklı olduğuna inanırsın sadece barışmak istersin.


Bi anda öyle acımasız oluverir ki, tanıyamazsın. Öyle bi tavır takınır ki kendini haksız bulursun artık.


Bi yandan kızarsın, bi yandan üzülürsün; bi yandan seversin, bi yandan sinir olursun; bi yandan barışmak istersin, bi yandan sen trip atmak istersin...


"Aşk bazen karmakarışıktır."(Sıpsevdi)


Şu an tam böyle bi durumdayım habarınız var mı?!



Dipnot:Neyse efendim ne diyoruuuz! Sabreden dervis muradına ermis.

26 Kasım, 2011

Ben bazen ...

 Ben bazen çok duygusalımdır.


   Bazen çok hassasımdır.


Bazeen çok umursamazımdır.


 Bazen takıntılıyımdır.

Bazen çok düşünürüm.


Bazen çok gülerim.


 Ben bazen çok ineklerim.


Bazen herşeyden nefret ederim.


 Bazen uykuluyumdur.


Bazen çok aşığımdır.


Bazen çok isyankarımdır.




  Bazen çok Hayko'ya bağlarım.


Bazen çok yerim.


Ben bazen çok çirkefimdir.


Ben bazen ...


      Dipnot:Burdan aileme,arkadaşlarıma,sevgilime sabır diliyorum.

19 Kasım, 2011

Var sanıyosun ama yok iste

     Böyle birine inanmak istiyosun. Gözün kapalı güvenmek. Delicesine kimseyi umursamadan.
     İçin içini yemesin istiyosun. İçinden bi kere bile acaba olabilir mi dememek istiyosun. 
     O yapmaz çünkü güveniyosun. Seni üzücek bişey asla yapmaz. Şüphe ettiğini bilse bile kızar.
     Öyle biri olsun istiyosun. Var sanıyosun ama yok işte. Mutlaka bi gün sen onu daha çok sever hale geliyosun. 

"Çok sevmeyeceksin mesela.
O daha az severse kırılırsın."

"Ve zaten genellikle O daha az sever seni,
Senin O’nu sevdiğinden."

     Can Yücel olsun istiyosun bazen. Onun kadar içten,samimi, aşık biri olamaz diyosun sonra. Ama keşke olsa. 

     Onu nasıl sevdiğini bilsin istiyosun. Ona anlatabilmek istiyosun. Ama ona değil arkadaşlarına bile anlatamıyosun. 
     Herkesten delicesine kıskanıyosun. Gerekirse sevgini,kızgınlığını içinde yaşıyosun. O belki anlamıyo bile. Ama keşke anlasa.
      Filmlerdeki gibi yaşamak istiyosun bazen aşkı. Ordaki gibi kusursuz olsun istiyosun. İstiyosun ama olmuyo işte.
      Sen bile değilsin ki zaten filmlerdeki gibi. Olamıyosun ki. Ama keşke olabilsen..

 Onun ne hissettiğini bile bilmiyosun. Bilmek istiyosun. Saatlerce anlatsın, sen dinle istiyosun.. Keşke anlatsa.




15 Kasım, 2011

Hayatımın en mesut günü

    Oscar ödüllerimi bir bir dağıtıyorum. 2010 için Hayatımın En Güzel Günü Oscar'ı 30ekim2010'da idi bildiğiniz gibi. Olanları hatırlatacak olursam, ilk kez İstanbul'a gidişim vee Disko Kralı tabii.


    Fakat bu ödüle göz diken başka bir gün önümde... 10aralık2011! Hayatımda en çok sevdiğim, sevebileceğim;dolayısıyla hayranı olduğum kişi Karabük'te konser veriyo... Hayko Cepkin! Yol gözümü dağlıyor'u veya bi Melekler'i canlı dinlemek... Hayko'nun o kadife sesinden... Sahne performansını hayal bile edemiyorum daha...  Gecem gündüzüm Hayko oldu şimdiden. Şarkıları,röportajları,klipleri,konserleri... Yol gözümü dağlıyor'un introsundan itibaren bir ağlamaya başlıyorum Sıkı tutun'dan çıkıyorum... Konser gününü düşünmek bile heyecandan kusmama -evet kusmama- yetiyooo! Ah bunları yazarkenki psikolojimi tahmin bile edemezsiniz. 10aralık fazlasıyla ağlak bi gün olucak. Herşeye değer... Onu karşımda gördüğüm an yaşayıp yaşayabiliceğim en güzel an olucak. İp değil halat değil bambaşka bişeyle çekmek bu. 


     Motor maketi alıyoruz ona canım hayfan arkadaşımla beraber. Sanırım arkadaşımdan da bahsetmeliyim. Ruhumun aynısından onun içinde de var. O derece. 30ekimde de beraberdik. 10aralıkta da beraber olucaz.


     Onunla konser gününe kadar türlü türlü hayaller kurmak mü-kem-mel olucakk!! Oluyo aynı zamanda,başladık tabiki.
  
       Kaydımızı Sahibi Yok ile sonlandıralım.


Keşke Disko Kralı'nın bu bölümünde olmuş olabilseydik:)




Dipnot:Yazının devamı gelecek. Part 1 diyelim.

Katheryn Elizabeth Hudson

  Bu kadına daha kaç kere aşık olabilirim bilmiyorum!


 

11 Kasım, 2011

Yüzyüzeyken konusuruz

       Taaa yazın sonunda da şiddetle tavsiye etmişim. Şimdi yeni bi parça yapmış ve tekrar gündemime geldi. Youtube a düşmemiş henüz paylaşamadım videoyu, zaten vimeo takılıyor kıymetli Kaan abimiz.

     Amma velakin merakınız şoolduysa buyrunuz efenim http://vimeo.com/31033749

Gereksiz isler müdürü is(!) basında

     Asla şu saatmiş tarihmiş takıntılarım olmadığı ve olmayacağı için çok mutluyum. 1111111111111111de evlenince noluyomuşmuş yea pardon da nesi güzel? 11kasımın nesi güzel ya? Soğuktan kıçım donuyodu bugün benim 11111111de. Geometri yazılısında ecel terleri döküyodum. Hayat ne kadar toz pembe bazılarına yaa bende o kafadan istiyoruum! Gamsız bi insan olabilseydim keşke.

     Tamam 1248719473 yılda bir oluyomuş evet ama oldu da noldu şimdi bugün nolur bir babayiğit açıklasın bana o.0 Hayır tamam bundan bahsedenleri anlıyorum, bir de bunu mantıksız bulan grubun yakınmaları var. Çoğu zaman şu zıtlık çıkartan grup asıl kısımdan daha yoğun bile oluyo.
     
      Tamam herkes keyfine baksın ya bazılarının hoşuna gidiyo belki böyle gereksiz,saçma şeyler olamaz mı lütfen saygı duyunuz. Ben de ayrı bi akım başlattım şu an. Herşeye isyan ediyorum ben de.

Dipnot:Hayır yea gerçekten umrum değil. Ne haliniz varsa görün(A)

08 Kasım, 2011

Bir garip his

    Öhöm öhöm. Oldukça ciddi bi konuya dikkatinizi çekmek isterim. 


NAPIYOSUN DEDİĞİNDE SENİ SEVİYORUM DİYEN Bİ SEVGİLİN VARSA HAYAT ÇOK GÜZEEEEEEEEEL!


   Ay amanın çok dolmuşum. 70 gündür içimde tutuyorum anacım. Paylaşmanın vakti geldi. 
   1 saniye bile aklımdan çıkmayan biri var hayatımdaa... Uzun süredir böyle şeyler hissetmemiştim. 1 hafta görüşmedik sanırım, her gözümü kapattığımda gözümün önüne geliyo... Onu aşırı derecede özledim. 
Aşk, bir garip his yahu. 
   Sizi önemseyen, sizi özleyen,sizi çok seven,üstünüze titreyen,kıskanan... ve bunları hissettiren bi sevgiliniz varsa hayat gerçekten çok güzel. 
    Gözlerinin içine baktığında kalbin deli gibi çarpıyosa, elini tuttuğunda başın dönüyosa ve bunları o da yaşıyosa hayat harbiden çok güzel.
    Evlere ayrılırken gözlerinde ayrılık hüznü görüyosan aşık olmak çok güzel. Daha eve bile girmeden seni özledim diye mesaj atıyosa aşk çok güzel.
     Her şarkıda onu buluyosan,filmdeki başrol oysa,kitaptaki esas oğlan oysa senin için aşk gerçekten mükemmel bişeyy... 


Bir dee... 


Aşk dendiğinde aklına O geliyosa hayat çok güzel ya çooooooook!


      

06 Kasım, 2011

Zor zanaat

   Ben evimizin koşullarından ve daha çok annemin koşullarından dolayı çocukluğumdan beri çok hayvan besleyemedim. Çok ufacıkken bi tavşan beslemiştik hatırlıyorum hayal meyal, çok büyümüştü kesip yemiştik. Neyse yıllardan sonra geçen yıl daha yeni doğmuş bi tavşan daha aldıkk! 

Eneeeeeeeem! Bu ilk günüydü Turp'unn! Minnoş yaa el kadardııı:) 1 hafta yaşadı... Neyse bu hüzünlü bi konu hiç açmıyım.

      Şimdiiii yeni birşey besliyorum. Bakımı basitin de ötesinde. Ama eline alıp sevemiyosun hani. Hayvan da değil. Kaktüüüüüüüs! Adı da Cörkk... Ya fotoğrafı pcde var sandıydımdı ama yokmuş yakında paylaşırım o da miniciiik. Kaktüsü seviyorum dikenine katlanıyorum napıyım artık, ölmez etmez, daha acısız. 

Dipnot:E bi de beyin bedava hani.

05 Kasım, 2011

SADE VE DERIN: GEL YASA BENI!

SADE VE DERİN: GEL YAŞA BENİ!: Hayat öyle güzel ki her sabah uyandığımızda yeniden aşık olabiliriz hayata. Camdan gördüğümüz bir ağaç veya kedi, bol yeşilli kırmızılı...

Katy'miz canımız cigerimiz


oyş 11.11.11'de yeni klip geliyormuş da haberimiz yokmuuuuş! Hemide The One That Got Away'ee!!
Fragmana da bakılırsa klasik Katy kliplerinden biri geliyoo! Bu kadını çok seviyorumm..

Kitap okumak lazım part2

    Son zamanlarda hep bi kitaba bağlanmaya çalıştım denedim denedim olmadıı! Ama İstanbul Hatırası beni hayata döndürdü resmen! Bi İstanbul aşığı olarak kitaptaki cinayetlerden çok İstanbul hakkında verilen tarihi  bilgiler,detaylar beni çeken şey oldu...




 Nevzat başkomiser, Ali ve Zeynep komiser İstanbul'un,o mükemmel, dokusuna zararı dokunan; gazeteci,arkeolog,mimar insancıkları öldürmeye endeksli katil ya da katillerin peşindeler. 
  Katiller tüm titizlikleriyle en ufak bi iz bırakmadan cinayet işleyip, cesetler üzerinde birtakım mesajlar bırakıyorlar. Cesetler de öyle yerlere bırakılıyor ki İstanbul hakkında birsürü harikulade tarihi bilgiler veriliyor... 


Kesinlikle okunması gereken bi kitap! Okuyun,okutturun.


Dipnot: Tavsiyelerin en büyüğü.

Bir bayram sendromu daha

      Uzuuuun bir aradan sonra yine ben okuyucularımm! Özlediniz beni biliyorum. Her sabah geçen simitçimiz hasta olduğunda nasıl geçmiyor ve bizi yüzüstü bırakıyorsa benim de 1 ay yazmamaya hakkım var sanırım. Paşa gönlüm bilir:B nihahaha.. Falan demiiiiycem korkmayın ben yine eski benim. Blogumla çok içli dışlı olmuştum azıcık arayı açıyım da özleyelim birbirimizi dedim. 
    Asıl konuya gelirseeekk...


   Geçen ramazan bayramı için nasıl isyanlardaydım bilen bilir. Yine aynı hisler içerisindeyim,diken üstünde gibi. Sevmiyorum ben sanırım öyle vıcık vıcık akrabaymış eşmiş dostmuş. Madem bu kadaaarr seviyoruz sayıyoruz niçin bayram dışındaki günlerde onlar yokmuş gibi davranıyoruz ki sanki. Yani belki sizde öyle değil hep görüşüyorsunuz mükemmel akrabalarınızla ama biz öyle değiliz işte. 


    Bi de geçen yazımda çok ergenleşmişim falan baya bi isyan etmişim. Şu an o kadar da değil abartmışım sanki diyorum itiraf ediyim. 20ekimde doğum günümdü,büyüdüm diyorum da inanmıyorlar yeaa:B 


    Bugün aklıma geldikçe yazı göndericiiim beni özleyin ve bir sonraki emre kadar kendinize iyi bakın! xoxo falan da derim ben şimdi

01 Ekim, 2011

Evlilik Mimi

Deeptone tarafından mimlendim. Konumuz ise hayalimizdeki evlilik. Ya da düğün töreni evlilik hazırlığı falan sanırım. Ortaya bi karışık yapıyım da sakata gelmiyim.


   Öhöm öhöm.. Oyş heyecanlandım. İlk mim'im mazur görünüz. 


Hayalimdeki gelinlik Hot'N Cold klibini ilk izlediğimden beri bellidir zaten. Katy'ciiğimin o mükemmel gelinliğiii!! Açıkçası şu yabancıların kilisedeki düğünlerine fena halde özeniyorum. Çok hoş yea. Nedimeler falan. 
Düğünüm farklı olmalı ya. Takı töreni falan ne yaa öğhh. Türk düğünlerinin sadece göbek atma kısmını beğeniyorum. Heh ona geçince Katy gibi gelinliğin eteğini çıkartıcam ki attığım göbecikler belli olsun diimi ama. Aaaa ona geçmeden ilk dansı nasıl atlarım! Nothing else matters çaldırcam aabicim çalıcak o. Teypten falan. 


 Nikah da düğünde olmalı bence. Ama şu gelin ve damatın anırarak EVEEEĞĞĞT SONSUZAAAĞĞHH falan yapmaları hiiiç hoş değil bence ya. Aşk dolu bir bakış ve evet yeterli. Ayağına falan basmaya kıyamamm ayyşş. Ay bi de şakacıktan olayının dozu kaçmıştı ve damat gelinin ayağına falan basıyodu ya. İğrençç..


 Havuz kenarı falan olsun ki düğün sonu dağıtalım bi atalım kendimizi diimi. Birbiriyle alakasız o kadar çok isteğim var ki düğünümde mutlaka bişey eksik olucak. Umarım müstakbel eşim, o var gerisi hikaye diyebilceğim biri olur. 


Benden bu kadar deeptone:)

30 Eylül, 2011

Bir yeni tavsiye

   Küçük Arı


Geçen yıldan beri bu kitabı okumak istiyodum. Sonunda bu fırsatı buldum ve az önce bitirdim kitabı. 
 Konusu hakkında çok bahsetmek isterdim fakat kitabın arkasında şöyle diyor: 
  Bu kitabı okuduğunuzda herkese anlatmak isteyeceksiniz. Bunu yaptığınızda,lütfen,neler olduğunu anlatmayın;çünkü bütün büyü,olayların akışında...
  KE-SİN-LİK-LE YA!


Ama şunu söyleyebilirim sanırım, çok olay olmamasına rağmen üslub ve kurgu o kadar iyi ki asla sıkmıyo.
Genelde okuduğum kitaplardan tarz olarak çok farklıydı ama gerçekten iyi kitaptı.


 Tavsiye ediyoruuumm,ettim gitti.


Dipnot:Bir de kitabın içinden bi söz benden size gelsin.
"Barış,insanların birbirlerine gerçek adlarını söyleyebildikleri bir zamandır."

25 Eylül, 2011

Mr. Popper's Penguins

 Gideniniz bileniniz var mıdır? Jim Carrey var, bol bol kahkaha atacağız diye gitmeyin gibi yorumlar okudum. Bir yorum da sizden alıyım. 






Film penguenler üzerine sanırım daha çok. Çok sevimli buluyorum zaten onları beğenceğime eminim bir de Jim Carrey olunca zaten.. Ama o yorumlardan sonra bi tereddüt ettim. Siz ne dersiniz?












Dipnot: Jim Carrey'yi fena halde özlemişim! Mimik kralı,idol.

24 Eylül, 2011

Tam 24 kere

    10 gündür falan tam 24 kere bişeyler yazmaya çalışmışım. Bazılarında yazı,başlık bile yok. Yeni kayıt demişim ve bakışmışım anlaşılan. O kadar boş yaşıyorum. Kayda değer hiç bişey olmamış. 
Hayatım çok boş gibi hissediyorum. Evrende bi nokta bile değiliz. Çok önemsiyoruz kendimizi. Ne yani bizim etrafımızda mı dönüyo dünya. Kesinlikle dönmüyo. 70 yıllık bi ömür. Evrenin sonsuzluğunda bi nokta bile değil ki bu. Çok fazla düşünüyoruz bu kadar kısa bi ömür için çok zaman kaybediyoruz. Anı yaşa o kadar doğru bi söz ki. Değersiz varlıklar olduğumuzun farkına varıp anı yaşamalıyız şu kısacık hayatta. İnsani hevesler,uğraşlar çok boş.
Görünüşümüze önem veriyoruz çok. Şu beden çok mu önemli gerçekten? Öldükten sonra ruhumuzla yaşayacağımız sonsuzluk yanında 70 yıllık bi ömürde bize bahşedilen bi beden sadece. O da emanet. Sonsuz olan ruh.. Ona biraz önem verebilsek keşke. Dini açıdan algılamayın,ölümden sonra "hayat"a inanmam dinimle alakalı olabilir sadece.




Dipnot: Felsefe dersi yaramadı bana. 

19 Eylül, 2011

Ilk izlenim önemlidir

    Biri okullara ilk izlenimlerin önemli olduğunu hiç söylemedi mii?! Allaam ne nalet gündü böyle! 


   5 metrekare bahçemizde törenle başladı herşey. Ne kadarr güzel bir başlangıç diiiymi diyymii! Benim 3. senem alışmış olmam lazım diiimi normal şartlarda. Çekilir dert değil anacım alışılmıyo. Ben rezil hissettim yahu 9lar eblek eblek bakarken. Şok oldu garibanlar,eski günlerimi gördüm onlarda. 


        Tabiii herşey daha yeni başlıyodu!!


    Okulun pansiyonu inşaat halinde. İskele falan var bahçede. Ne güzel görünüyodur diiiymi diiiymi?! Tamam onu bırakın okula giriyoruz şimdi. İlk bakışta herşey normal görünüyo. Derin bir ohh çekicekken kabus yeniden başlıyoooo!! Sınıfların 3 metrekare olduğu gerçeği daannn diye çarpıyor suratlarına yeni arkadaşlarımızın. Ama ben bile unutmuşum gerçekten bu kadar küçük olduklarını.. Onların vay halinee! Ne ümitlerle gelmişlerdi diiiymi diiiymi. 


      Tamam bi şekilde dar mar ders işlenir. Peki ya can boğazdan gelmez mi anacım? Ah o da düşünülmüştü tabiii. 2 metrekare bi alana yeni kantinimiz yerleşmişti. Bu bütün öğrencilere şok etkisi yarattı. Çünkü okulumuzda fiziki açıdan övündüğümüz tek bölge orasıydı. Ora da yapım aşamasında olmasın mı!! 
Kantin denen yere girdiğimde-geçen sene okuma odasıydı-sanki başka bi okulun kantinine girmişim de yadırgıyorum gibi hissettim.


       Okulumuzun nüfusu 280e yakın ve kantinimizde tamı tamınaaa.. sıkı durun.. 8 masa ya var ya yok!!


İlk izlenimler önemlidir MEB.

15 Eylül, 2011

Çok mutluyum bugünlerde

     Bi de çok yoğunum bugünlerde. Yoruluyorum ama mutluyum. Tatlı bi yorgunluk. Ser verip sır vermicem hiiiç heveslenmeyin.


  16:)

08 Eylül, 2011

Heyecanlanmak bana göre degil

        Ben böyle çabuk heyecanlanırım,büyük tepkiler veririm. Anlık yaşarım,anı yaşarım yani. Ben gerçekten heyecanlandığımda ise kötü, çok kötü şeyler olur.
    Açıklayacak olursak;
 Önce midemde kasılmalar başlar. Bu benim soğuk soğuk terlememe neden olur. Sonra tabi mide bulantısı.. O kadar iğrenç bişey ki.Heyecanlanmaktan nefffffffret ediyorum! Ya da psikolojik bilmiyorum kendim yapıyorum bunu. İnsan heyecanlanınca kusar mı ya? Ben kusuyorum! Of gerçekten çok dertliyim been o.0
  84 konserinde kustum,İstanbul'a giderken yolda kustum,Disko Kralı'nda kusmanın eşiğine geldim... Sınavlar, voleybol maçları! Hepsinle mide bulantısıyla savaşıyorum..
Durumum vahim.Bunu aşmam lazım. Saçma yani, psikolojik bişey olmalı.


PS: Ogün konserinde de kusmak istemiyorum:(
Gelecek için düşünürsek,ygs veya lys gününü mide bulantısıyla geçirmek istemiyorum -.-


Deli doktoru istiyorum. Ya da sinirlerimi aldırmak istiyorum. Heyecanlanmak istemiyorum ben. Adında meymenet yok ya. heyecan. git oooolum defol git! benden uzak allaa yakın ol taamma*.*

06 Eylül, 2011

Itirazım var beceriksizim ben -.-

     Yaa ben hep topuklu ayakkabı giymenin anne karnında falan kazanılan bi özellik olduğunu düşünürdüm. Ne biliyim nasıl öğrenilir ki bu şeey?! Çok saygı duyuyorum giyenlere gerçekten. Yani tapılası insanlar. Yüce varlıklar.
-Evet anlaşılcağı üzre giyemiyorum- 1 adım bile atamıyorum onlarla. Converselerimi çooook seviyorum çok!





Bunu giymek kocaman bir yürek ister bence! :| 










Bunlar ayrı bir alem! :| aslında daha basit olduklarını düşünürdüm,denedikten sonra acı gerçek dannn! diye çaptı yüzüme.






SIKI DURUN ASIL BOMBAYI ŞİMDİ PATLATIYORUM!













İnce ve yüksek topuk :| Bununla dans edenler var :|
İtirazım var beceriksizim ben:( Ölene kadar converse ve babetlerden başka dostum olmayacak:( Yalnız ölücem ben!


Ya üstelik bunlar ben soldaki 2 cm boyutunda topukluları bile giyemezken oluyo..








Düşündüm de sanırım bunları giyebilirimm!! Yoğun güvenlik önlemleri alınmış ayakkabıda. Ov yes korkarım ki tam bana göresin!


Sorunumu çözdüm kendim başıma "dağılın!"

Bıkkıntı geldi!!

    Ya ben bişeyleri çok istiyorum mesela. Sonra onu böyle milyon kişi istiyo. Sonra benim hevesim kaçıyo. Milyon örnek verebilirim ama en belirgin olanı İstanbul aşkı. Lan yeter herkes manyağı oldu! Baykuşlar. Lan yeter herkes manyağı olduu! Avenged sevenfold. Bütün karabük fanı oldu!!
     2 ay öncesine kadar bende çok istiyodum şu şeffaf camlı siyah çerçeveli gözlüklerden. Taa ki her 10 kişiden 9unda olana dek.
     Pinhani geliyo tüm facebook fanı oluyo. Cem Adrian geliyo aynısı. Ogün'e de yapılmaz ki be aabicim! Ve tabi eskiden beri dinlediğini kanıtlama çabaları.
      Hayko gelmesin istiyorum ya. Ben. Hayfanfani. Hayko fanı olup çıkar millet,bu sefer susup oturamam o yüzden ya! Kurban,Duman falan. Çıldırırım mazallah! Hayır canım tabi eskiden beri dinliyo olabilirsin ama neden tek konser söylentisi çıktığında paylaştığın şeylerde o kişileri görebiliyoruz?
      Başka bi bakış açısıyla değerlendirdiğimizdee.. hmm.. Normalde aklına bile gelmiyodur ama dinlemiştir 1-2 kere baktı konseri var kaçmaz hemen seviyim klibini paylaşıyım da geri kalmıyım. Çok mu fesatım?! Yarın bu yazımı okuyup saçmalamışım diye düşünebilirim. Çok gelgitliyim bu konuda. Şu an bu moddayım ama gördüğünüz üzere batıyolar.
       Ajdar gelsin heves edin sevin. Alın gidin nolur ıssız bi adaya gidin yanınıza birbirinizi alın.
       Bıktım isyeaanım var ulen!!!!
      Son olarak evet İncir Reçeli'yle de ilgili not düşmesem olmaz. TT olmadığı için çok şaşkınım!! 
      Burda beni sinir eden konu şu: Televizyonda o kadar film veriliyo, tek incir reçeli mi iyiydi? yoksa yorum yapabilmiş olmak için mi yapılıyo bunlar? trend filmler mi güzel sadece? neden tek onun hakkında yapıldı 21742384 tane yorum?! neden biliyo musunuz çünkü biz türk milleti olarak birbirimizle bu konuda bile rekabet ediyoruz:)

05 Eylül, 2011

Hasta ettin sen beni hasta!

     Bugün her finale giden 11. sınıf öğrencileri gibi benim de sınavım var idi. Sabahın köründe nasılll ama nasılll test çözesim vardı anlatamamm.. Ya aslında yaz boyu çalışsaydım yapardım ama.. Ama yapmadım,çalışmadım,mutluyum! Yine olsa yine yaparım,pişman değilim tatil olum bu!
   
     Ya aslında sınavda yapamamamın bir nedeni de konsantre olamamam. Daha yazdan yeni çıktık ya. Hasta olmuş anında biri. Ve ben o kadar şanslıyımdır ki hemmen yanımda oturuyordu bu kurban. BÜTÜN SINAV BOYUNCA BURNUNU ÇEKTİ>.<  Her burnunu çekişinde ben irkildim. Sorularla falan alakam kalmadı zaten dakikada kaç kere burnunu çekti falan onları düşünüyorum ben. O kadar sinir oldum ki. Hani saatin tiktakları duyulmaz ama dikkat ettiğinde sürekli öter ya. Öyle bişey oldu benimki kulağımı ona verdim,odaklandım! Artık dayanılmaz bi hale gelmişti her burnunu çekişinde yüzüne baktım. Ama o gayet rahat çözüyodu sorularını. Oh ne ala memleket!


      Çok sövdüm ama içten içe. Sonra benim başıma gelmez mi aynısı?! Ölüm sessizliğine bürünmüş bir sınıf ve benim-kahvaltı yapmama rağmen-guruldayan karnım. Kesinlikle ona tepki göstermek için yaptı ama ben diğerleri kadar düşüncesiz değilim malesef. Kıvrandım sınav boyunca ses çıkartmasın diye.
E şimdi nasıl iyi geçsin benim sınavım nasıl!! Mağdurum da mağdurum.

02 Eylül, 2011

Eylül gibisi var mı?

Ben böyle isimlere göre ay falan da seviyorum işte. Eylül de halay başıdır. Çok severiz birbirimizi.


     Bi kere eylül babamın doğum gününü barındırır içinde:) canım kuzenimin doğum gününü de:)
     Bi de uğurlu sayım 6 ile de çok yakışır. 6 eylül.. 17 eylül, 18 eylül eheheh:B Manyaklığım tuttu gibi gelebilir size ama cidden sempati duyuyorum yalanım yok. Hem yalan borcum mu var?!
     Bi de mesela akşamları soğuktur artık. Kendine getirir insanı. Anlarsın yazın bittiğini. İyidir iyi:)
     Bi de görüntü güzelliğinin de etkisi yadsınamaz tabi.






Bu halini de seviyorum tabi ağaçların ama..
  Bu halini tercih ederim her türlüü..










Sonbahar çoğu insana hüzünlü falan geliyo. Ama ben yaza doymuş oluyorum her eylül geldiğinde. Artık serinlemek,şu güzelliğe doymak istiyorum.
Yani anlayacağınız gibi bir an önce yapraklar sararsın solsun istiyorumm!

01 Eylül, 2011

Okan ben bi'sey buldum!


LUXUS Oriental Blues 


Alper Bakıner: Solo Vokal, Keman 
KamucanYalçın: Klarnet, Vokal 
Ozan Akgöz: Akordiyon ,Trompet 
İsmet Kızıl: Perküsyon 
Gökhan Barış Bölükbaşı: Gitar 
Ömer Erciyes: Bas Gitar 
Burak Beyrek: Davul
    
     Ya dün tesadüfen bi gruba aşık oldum. Şu enstrüman bolluğuna bakın!  Alper Bakıner sayesinde grup o kadar farklı bi yerde ki bence. Ses tonu ve söyleyiş tarzı mükemmel ötesi ya.. Ya da benim tarzım böyle, size kötü gelebilir ama bi dinleyin! 
       Yaptıkları işler o kadar eğlenceli ki; klipler, şarkı sözleri.. Tabi bunları eğlenceli hale getiren Alper bence.
        Zamanında bi kere Makine'ye bi kere de Disko Kralına katılmışlar. İtiraf etmeliyim ki hiç dikkatimi çekmemişlerdi. Bayadır da varlar yani evet ben yeni keşfettim gibi bi'şey. 






 Dedim ayağım kaydı
 Dedi ki hayatın kaydı

Çok eğlenceli bütün şarkıları! Acayip Şeyler albümünü öneriyorum.

Heeev yu met Ted?

     How i met your mother! How i met your mother! How i met your mother!
         -Favori dizim olur da kendileri!-
*Gerçekten çokkk özledim artık!! Barney'nin legendary'sini,awesome'ını.. Marshall&Lily ikilisiniiii.. Robin'in mallıklarınııı.. Ted'in bitmek bilmeyen hayallerini..
*Özlem sona eriyor neyse ki!! Yani en azından geri geleceği tarihi biliyoruz artık. Ve ve ve hiç bi' yerde bulamayacağınız(!) fragramanı paylaşıyorumm!
19 Eylül
   
        İzlemiyorsanız "dizi izliyorum" falan demeyin hiç bi' yerde rezillik.

Pretty Little(!) Liars

        Kitaplarının da mevcut olduğu bu dizinin sıkı bir takipçisiyim. İzleyenler bilir sevimli küçük yalancılarımızın başına gelmeyen kalmadı ve sezon finali yapıldı. Çoohüzülüyorum bu çocuklara.


Spencer,Aria,Emily,Hanna 
    Bu kızlarımız liseye gitmekteler. Sanırım 16 yaşındalardı. Bakınız bende 16 yaşındayım. Bunlar bariz 20 yaşındalar!! Bu dizinin başlı başına bi ironisi. 
Alison
       Alison arkadaşımız s.k.y'ın korkulu rüyası. Bu 18 falan gösteriyo ancak kabul.
  
    Şimdi bu 5i çok iyi arkadaşlar ve bunu sağlayan onları bir arada tutan kişi de Alison. Amma bir gün Alison kayıplara karışıyo, grup dağılıyo. 1 yıl sonra cesedi bulunuyo Alison'ın. Bu olay eski dostların bir araya gelmesini sağlıyo. Ama zamanında bir çok sırrı paylaşmış bu arkadaşlar. Ve bunları onlardan başka bilen 1 kişi daha var. "-A" Cenaze töreninden sonra hepsine aynı anda mesaj geliyor. A'den. 2 sezonda da A ne isterse yapmak zorunda kalır hale geliyolar. 

       Her bölümünde heyecan dorukta,gün geçtikçe yeni sırlar açığa çıkıyo. Sezon finali bölümünde de öyle bir tuzağa düşürüldüler ki A tarafından.. Allah kolaylık versin diyorum. 

       PS: Diziyi öneriyorum! Ocak ayında yeni bölümler gelmeye başlayacak, o zamana kadar diziporttan yayınlanan bölümleri izleyebilirsiniz.
                  

29 Ağustos, 2011

Bayrammısmısmısmıs

        Ramazan ne çabuk geçti değil mi a dostlar! Valla çok acıktığım günlerde geçmek bilmeyen saatlerin aksine günler,haftalar çabuk geçmiş. Ve kaçınılmaz son bayram tabi >.<
         Yarın bayram erken kalkın çocuklaaaar anneniiiizz... İçimde en ufak bi mutluluk yok bu konuda. Sinir oluyorum hatta. Bayramdan bayrama görüştüğümüz akrabalarımızla sanki 'kanki'ymişçesine o kadar yakın durabilmeyi anlamıyorum. -Sen nasılsın kızımm? -İyiyim sağolun. Bana sorabilceğiniz hakkımda bildiğiniz tek şey bu zaten. Tanımadığım akrabalarım. İyi ki bayramlar var değil mi 2 saatlik ziyaretlerimizde anne babalarımız konuşurken mal gibi oturmak gibisi yok çünkü.
           Son görüştüğümüz bayramla şimdiye kadar geçen sürede olan biteni anlatma çabası,sahte kibarlıklar,sahte gülümsemeler... Sevmiyorum ya ne kadar içten olurlarsa olsunlar sahte geliyolar! Sadece tıkınmayı seviyorum. Börekler,dolmalar,pastalar gerçekten başarılı oluyolar. Hoş o da 2 gün sonra bayıyo,sulu yemek istiyorum ben. Yarın mesela hayvan gibi yicem kilo alıcam. Hiç mi güzel yanı olmaz şu bayramların!! Hmm harçlık kısmı aklıma geldi ama büyüdük biz artık sanmıyorum bi hareketlilik yaşancağını -.-
           Şimdi 2 gün o akraba senin bu akraba benim gezicez ya. Kasıntı kasıntı bütün gün kotla. Saçlar başlar yapılı. Ve bayramda hava soğuk olmayacak bu da çok tuhaf olucak.
            Bugün iftardan sonra bisiklete binicem acaba yanlışlıkla(!) düşsem de kolumu bacağımı mı kırsam o.0 -o kadar sevmiyorum şu bayramları-

26 Ağustos, 2011

volleyball

       Karabük SGK voleybol takımı oluyoruz biz. Biz en iyiyiz en iyi biziz. Bitip tükenmeyen isteklerimiz var tabi bizim. Mesela yeni idman tişörtü, takım çoraplar, havlular,idman çantaları,dizlikler,taytlar,spor ayakkabıları...
        Daha geçen sene yeni formalar yapıldı o alınmaz onu geç -.-
        İdman tişörtü de geçen sene yapıldı ama bu sene tekrar yaptırtıyoruz nihahahah! Ama yani hiç istediğimiz gibi değildi,beğenmemiştik vs vs..
        Geçen gittiğimiz bi deplasmanda bi İstanbul takımında görmüştük takım çorap olayınıı! Çok güzel duruyorlar ve maliyetinin çok fazla olmicağını düşündüğümüzden dolayı olacağını umuyoruz!
         Havlular!!! İstiyorum ben istiyorum bunu!! Böyle çeyizlik oyalı falan. Aldırcam -.-
         İdman çantası herkesin var allaha şükür ama o da takım olsun istiyoduk bizz! Tabi bu olmicak yani imkansız yea -.- Bavul gibi nike adidas çantalarla gelirsek neden alsınlar -.-
          Dizliklerimiz takım olmalı ya nike olmalı!! Ama buna kadar tayt alınsa daha hoş olur tebi o.0
          Spor ayakkabısı!! Bi takım sahaya çıktığında görsel açıdan ilk formalarına bakılır sonra spor ayakkabılara!! Takım olmalı çok çok çok güzel olucak!


         Bunları istememizin en büyük sebebi moral yükseltmek tabi.. Emin olun nihahaha!


         He bi de söyledim, yine söylüyorum.. Maddi maneviii!! -eehehhe hido'ya özendim-
         Adem Özdemir.. Biricik hocamızz!
         Recep abi sen en iyisin en iyi sensin!! -sponsorumuz canımız ciğerimiz-
    Solüst: Ayçamayça,ben,Adem Hoca,Recep Abi,Sida,Feynur,Özz
    Solalt: Şuşu,Dalin,Nç,Küçükaçık,Didem

23 Ağustos, 2011

Evlat acısı

     Evlat acısı gibi koydu yani. Böyle günlerce hayalini kuruyosun, tabi hiçbişeyden haberin yok saf saf hevesleniyosun! Sonra o beklenen gün geliyo ve suratına bi tokat gibi çarpıyo gerçekler.
      Biraz daha açıyım olayı.


      Arkadaşlarla yapmışız planı BurgerKing'e iftara gidicez. İyi güzel herşey hoş. Daha geçen stekhauz'umla hasret gidermiştim biliyosunuz. Dedim chicken whopper'ı çok aksattım bu ara. 2 gün boyunca falan evde yemekleri onu hayal ederek yedim. -konu burger olunca sanırım birazcık kaptırıyorum kendimi- İşte sayılı gün çabuk geçti beklenen gün geldi.
       Burgermanciiime "ben bi chicken whopper alıyım" dedim. Menüden kaldırıldı dedi. Sanki çok basit bi'şeymiş gibi bi hamlede söyledi! Bana.. onu.. yiyemiyeceğimi söyledi! O anki hayal kırıklığı..
Kafam çok bozuk lan! -.- 

Halil Özgen yüregine saglık..


Hayatınızda çok defa birilerini sevmiş veya birileri tarafından sevilmişsinizdir. Çoğu defa bu sevgileri yeterli bulup, fedakarlık yaptığınızı da düşünmüşsünüzdür. Bütün bunlara rağmen de haksızlığa uğradığınızı kabullenip, terkedilmişsinizdir ya da terketmişsinizdir. Bu olan bitenler karşısında sadece üzülmüş ve değerlerin bilinmediği, sevgiye haksızlık yapıldığı fikrine sahip çıkmak suretiyle karşı tarafı suçlamışsınızdır.
Peki ya siz gerçekten sevdiniz mi? Ona olan sevginizi söylemeniz kolay oldu mu? Bunun sancısını günlerce içinizde çektiniz mi?
İnsan sevdiği zaman önce saklar o sevgiyi içinde. Sevdiğine söylemekten çekinir bunu. Beyninin içini tırmalar durur, düşünceler. Kendi kendini yer insan sevgide. Sonra kalbinin içine girer. Kuşatır o kalbi en derinlerine kadar. Sancılar çektirir. Acıtır sol yanınızı. Sonra gözler başlar ağlamaya. Dökülür yanaktan yaşlar umarsızca. Dudaklarda taşıyamaz, ele verir kendini, sevdiğinin adını her anmaya çalıştığında, büzülür kalırlar. Tıpkı bir çocuğun ağlamaklı çaresizlikleri içindeki hali gibi. Burnunun kemiklerini sızlatır ta en derinlerden bir acı. Benliğine ulaşır, ruhunu kaplar, sevdiği ile dolar, taşar her şey. Sonra siz söylemekten çekinseniz bile, sevdiğiniz anlar sizde olan biten tüm bu hadiseleri. Gerçekten seven anlamaz mı sanıyorsun? Alır sizi gönül dünyasına. Yaşatır o sımsıcak sevginizi basıp bağrına.
Sen hiç gerçekten sevdin mi birini? Sevilmediğin için değil, terkedildiğin için değil, hakkıyla gerçekten sevemediğin için ağladığın oldu mu?
İnsan hep kendine yapılanlara ağlar. Sevgisine karşılık bulamadığına ağlar. Ama bunlar marifet değil ki. Aşkı için ağlayanlar, sevgisi için gözyaşı dökenler, neden bencillik yapıyorsunuz. Kendiniz için ağlıyorsunuz. Gösterdiğin sevgin adına üzülüyorsun. Sen sevgine karşılık, sevdiğinden bir karşılık beklemek için sevmedin ki. Gerçek sevgi de seviyorsunuz diye yaptıklarının bedelini satın alma yoktur ki. Sen elmayı seviyorsun diye elmanın da seni sevmesi şart mı? Anlatmasın kimse bana, sevdiği için yaptığı güzellikleri. Sevdiğin bu yaptıklarını bilse ne olur, bilmese ne olur. Senin sevgin teşhir midir? Sen bil, sen yaşa ve bırak o görmeye çalışsın. Göremedi diye de üzülme. Anlamadı diye sevgini de geri çekme. Sonra çok seviyorum diye anlattığın sevginde yalancı durumuna düşersin.
Bana söyle hiç gerçekten sevdin mi şimdi?
Sabahlara kadar deli tavuk gibi boş sokaklarda günlerce aç ve biçare dolaştın mı? Geceleri bomboş sokaklarda onun için deli divane gibi dönüp, durdun mu? İnsan dönmeli etrafında sevdiğinin, başı dönüp, düşene kadar o ıssız sokaklarda. Ona ulaştıramayacağını bilsen bile her gün bir çiçekçiden gül alıp, Sevdiğinin hasretiyle yanıp, koklamalı insan. Sana her gün çiçekler alıyordum ama sen bunu bilmiyordun. Bilmesin ne olur. Bir kere de gerçekten karşılıksız sev.
Seveceksin. Hiç sıkılmadan. Yılmadan. Öyle herkesi sevmeyeceksin. Sevdin mi birini seveceksin. Ona her şeyini vereceksin. Bu da yeter demeden vereceksin. Adam gibi seveceksin yani. Yıllarca içinde büyüttüğün sevgini demet demet sunacaksın. Öyle çok ve öyle büyük olacak ki sevdan, dağlara yüklesen taşıyamayacak kadar ağır olacak.
Üzmeyeceksin. Seni anlamıyor diye, sana yanlış yapıyor diye ona kötü sözler söylemeyeceksin. Sonra bakarsın barışırsın. Geriye dönüpte ona söylediğin kötü sözler altında kalmak istemiyorsan susacaksın. Sevgin için susacaksın. Öyle kolay yıpratmayacaksın sevgini. Öyle kolay olmayacak yaralamak. Susacaksın işte. O anlamasa bile sen susacaksın. Saklayacaksın sevgini. Muhafaza edeceksin. Zarar gelmesin diye susacaksın. Öfkene hakim olacaksın yani. Sen hiç gerçekten sevdin mi arkadaş?
Sevdiğini esir almayacaksın. Onu hayallerinden, dostlarından, hobilerinden uzaklaştırmayacaksın. Sevgin ona özgürlük vermeli. Kafeslere hapsetmeyeceksin kıskançlık duygularına sığınıp. Sevgini kafeslere koysan ne kadar mutlu edersin onu, o kafesin içini altınlarla, ziynetlerle süslesen bile. Kafesi güzelleştirmenin ne anlamı var. Bırakacaksın. Uçacak etrafında. Başına konacak. Şarkılar söyleyecek. Ara sıra dolaşacak. Ama merak etme yine sana gelecek. Çokta sıkmayacaksın onu. Senden uzaklaşmak istediğinde bırakacaksın. Korkma sen onu gerçekten sevdiysen, o yine sana gelecek. Bırak o karar versin buna. O gelmek istesin yine sana. O uzaklaştı diye vazgeçmeyeceksin sevginden. Sevgin öyle hemen vazgeçilecek olmayacak işte. Unutma sen onu, o seni sevmeden önce sevmiştin. Şimdi senden uzaklaştı diye sevgini mi azaltacaksın. Yanındayken kolaydır sevmesi. Gittiğinde sevmeyi öğreneceksin. Yine de sevebilmeyi. Umut etmeyi öğreneceksin. Sen gerçekten sevdin mi şimdi söylesene bana?
Sevgin sana neler öğretiyormuş bak. Gördün mü şimdi? Gerçek sevgi insana neler öğretiyormuş. Sevgiyi öyle tek başına bir kelime mi sandın. Etrafındaki kelimelere bak. Sabır, umut, merhamet, suskunluk, beklemek, acı, aşk, özgürlük, dayanma, kabullenme ve daha neler neler öğretir sana sevgi.
Gerçekten sev sevdiğini. Bir denemeliyim, demeyeceksin. Sevgi denenmez. Gireceksen bu sevdaya, yemin edeceksin bir kere. Bir daha dönmeyi döneklik sayacaksın. Sevmeyi öyle hafife almayacaksın. Sonra sevgin ayaklar altında gezer. Bir onun koynunda, bir bunun boynunda, birde şunun ellerinde dolaşır durur. Bir tanesi olmalı insanın. Nur tanesi, gül tanesi olmalı. Sevgi bölüşülmez. Başkalarıyla paylaşılmaz öyle. Birini seveceksin. Birine bakacaksın. Biri sadece o gözlerde yaşayacak. Öyle herkesi yaşatmayacaksın. İhanet etmeyecek gözler o sevgiye.

21 Ağustos, 2011

20 Ağustos, 2011

Kitap okumak lazım

      Okul açık olduğu zamanlarda deli gibi kitap okurdum ben. Fırsat yaratmaya çalışırdım,ders çalışmak yerine kaçamak kaçamak kitap okurdum. N'oldu bana anlamış değilim kitap okumaya bile üşenir oldum.
        Arkadaşımdan 7-8 kitap aldım hepsi de sevdiğim tarzdan. Dedim bi hafta sonra elinde, yenilerini hazırla. Nerdeee?! İtiraf ediyorum okul zamanında da böyle zamanlarım olurdu, sonra okuma aşkım geri gelirdi herşey eskisi gibi olurdu. Ama bu sefer süreç uzun olunca korktum haliyle. Sonra beklenen gün geldi kitap okumak istiyorumm! falan oldum. Tabi kitap seçmek gerekti. Oturdum başına kitapların. Hiç biri mi çekici gelmez! İştahım kaçmaya meyilli zaten,pırr uçuverdi.
Bi yandan kendime kızıyorum bi yandan kitaplara. Zaradam diye boktan bi kitaba başladım sonra. Yaptığım seçimden ne kadar çaresiz olduğum açık değil mi?! Tam 1 ay elimde süründü. Böyle olunca kitaba devam etmeye utanıyorum ben, en fazla 1 haftada biter çünkü bi kitap. Kitabın yarım bırakmak okumamak da tarzım değildir. Zaradam bi ilk oldu heralde benim için.
Sonra "psikopat" diye bi kitaba başladım. Allaha şükür kitap sardı! okuyorum mutluyuz. Yarın bitirmeyi planlıyorum:B Hemen kitabın içeriği hakkında bahsediyim de merakta kalmayın.




     Yazar:Tami Hoag
     Kitabın Adı:Psikopat
        Haas ailesinin vahşice katledilmesi üzerine cinayetleri işleyenin Karl Dahl olduğuna hemfikir olunmuş. Sadece Yargıç Carey Moore bunun önyargılı bi karar olduğunu düşünüyor ve tabi tehlike altında.
        Yargıç saldırıya uğruyo. Karl Dahl hastaneden kaçıyo. -Buraya kadar okudum- Ama kapağın arkasında yazanlara bakılırsa yargıç kaçırılacak.
Hell yeah diyorum!

18 Ağustos, 2011

Tatilin bana kattıkları

    *Öncelikle tıp bilgisi tabiki-bu ara çok moda ben de söylemeliydim-
    *12 saat boyunca uyuma becerisi
    *4 diziyi veya 2-3 filmi aynı zamanda idare edebilme
    *11bin smsi bitirebilme becerisi
    *Yemek, ev işleri yapabilme
    *Kitap okumaya bile üşenme becerisi
    *Miskinlik,üşengeçlik vb lanet şeyler
    *+100followers, bir blog;7 izleyici
    *Facebook okeyde +1000puan, bir travianhesabı
    *Bir ayrılık,yeni arkadaşlıklar
         
         Daha bissürü sayamadığım gereksiz şey!

14 Ağustos, 2011

Tek askım..

   Tamam  bi sporcu olabilirim sağlıklı beslenmem falan lazım biliyorum. Ama ben onu gerçekten seviyorum. Hiçbişeye değişmem değişemem ya. Her seferinde aynı hazzı alıyorum. Kıskanıyorum tek ben seviyim istiyorum. Bu imkansız tabi milyonlarca seveni var..
   Neden o kadar güzel ki? Neden o kadar leziz.. 1 aydır gitmiyorum nerdeyse.. Özlemimin boyutunu tahmin edemezsiniz! Ekmeği tuza banıp kalbime gömüyorum. Aşığım ona. Keşke sadece benim olsa, kimseyle paylaşmak zorunda olmasam!
    Kimse sadece bi fastfood diyemez ona dedirtmem! Tadına varamayan yemesin kardeşim. Canımdan bi parça o benim. Kilo da aldırsa, sivilce de yapsa.. BurgerKing'i seven dikenine katlanır, katlansın! Evet öğrendiniz platonik aşkımı.. Aslında biliyo kendini nasıl sevdiğimi. -yedirdiğim paralardan anlamış olmalı-
       Bu yazıyı da şu nedenle yazdım.. Bu akşam iftarda büyük buluşma! Buluşuyoruz aşkımla. 3hafta2günlük özlem sona eriyo.. Yenirkibu.şunabakınn!
bebişim.. stekauz'um!

13 Ağustos, 2011

12 dev adam!

     Sıkı bi takipçiyim! Dolayısıyla hazırlık maçlarını da izledim. Yorumlamasam olmazdı!


   Öncelikle 2 tane kapı gibi adamımız, reboundumuz eksik.-Ömer Aşık ve Semih Erden- Çok fenayız çok! Bu gidişle, bu oyunla Almanya'da bişey yapabileceğimizi düşünmüyorum. Tabi eksiklerin etkisi var bunda. Ama tek o değil, elin NBA oyuncusu hayvan gibi oynar, bizimki 2 dkda yorulursa, bunun da etkisi olur değil mi haliyle? Kimsenin olaya ağırlığını koyduğu yok. Bi üçlükçü Ersan'ımız vardı eskiden kaçırmazdı hiç! Şimdi onun da eline top ulaşmıyor.
     Şu geldi aklıma Tanyeviç'in etkisi mi çokmuş acaba? Orhun Ene ile ilgili mi acaba bu oyunumuz? Sonra şu aklıma geldi, adam bütün şutları kaçırın! demiyordur heralde. Sorun 12devadam'da..
     Dünya 2.siyiz ya biz.. Hiç yakışmadı bize bugün yediğimiz 25 sayı fark..
 

10 Ağustos, 2011

Biri bana keman alsın!

     Ya ben kendimi bildim bileli keman istiyorum annemlerden. Evde çalışamazmışmışmışım millet rahatsız olurmuşmuşmuş -.- Komşularımız böyle şeylere çok dikkat eder çünkü hiç rahatsız etmezler bizi(!) Beni üzmemek için de gitar alındı. Yerini tuttu mu sizce? Denedim, boynuma koymayı,sopayla keman gibi çalmayı.. Olmadı işte olmadı tutmadı yerini!!
      İşin kötüsü şimdi klavye de istiyorum. Maymun iştahı değil bu ama! Kemana sahip olamamanın ezikliği. Sinir oluyorum sinir! Hayır yani evcil hayvan(baykuş) istiyorum o da alınmıyo. Sorun bende mi onlarda mı anlayamadım.
       Mikrofon istemediğime dua etsinler!!

09 Ağustos, 2011

Bi'sey beklemeyin bendeeen!

    İyi bi lisede olmak ne kadar zormuş. Samimiyim. Daha(!) lise3e geçmeme rağmen üstümde dehşet bi baskı var. Babannem bile elti görümce herkese hukukçu torunundan bahsetmiş. Germeyin beni germeyiiin!
    Çok heyecanlanınca midem falan bulanır benim. Sınav günü de olacağı o! Hep böyle düşünüyorum ya piskoloğa falan ihtiyacım olcak son sene sanırım. Monk'a olduğu gibi bana da 'no hope' yazcaklar ama bu gerçekten umut yok anlamında olcak.
     Abilerim ablalarım nolur bişey beklemeyin benden ki şu baskı kalksın üstümden. Evet ineğin teki olabilirim-ilk yazım bile TMcilik başlığı altında- ama bi kızım ben! Büyük çoğunluğumuz böyledir,evhamlı. En vahim durumda olanlarındanım ben. Ama bu yazıyı yazıyorum kendimle barışığım-avunmak zor-.. Bilin istedim ya. Böyle dertlerim var benim.

08 Ağustos, 2011

Çaylak Tmci

  Tecrübesiz bir blogger'ım. Blog kullanmam yasaktı çünkü. Yasağım kalktı sizlerleyim. Siz diye bi'şey yok henüz evet ama elbet günün birinde benim de olur takipçilerim. Pek beceriksizimdir edebiyat yapmamı falan beklemeyin benden. TMci olmam yazar olmam demek değil heralde. 140 karakter bile fazla geliyo bana twitter'da. Aslında orası tam anlamıyla benim için yaratılmış! Blog ne öyle uzun uzun. Gidiyorum ben vazgeçtim.
  Neyse, biraz blog hakkında bilgi vereyim. Okuduğum kitapları anlatıcam, önericem size;şarkı önericem. Bazen başıma gelen olaylardan anılarımdan bahsedicem. Belki de zaten blog un amacı bu ama ben çaylağım hoşgörün. Asla duygularıma-özelhayat- yer vermicem içiniz rahat olsun. Eğlenicez beraber çok eğlenicez!


Bir sonraki emre kadar kendinize iyi bakın!